1887 Erzurum doğumlu olan Sabri Halıcı Ağabey, Konya’da ikamet ettiğinden dolayı “Konyalı Sabri” veya “Kürt Sabri” olarak bilinir. Ciddi, otoriter bir mizaca sahip ve hitabeti çok güçlü olan Sabri Ağabeyimizin ismi, külliyatta çokça geçmektedir. Birçok kişiye Risale-i Nur’ları tanıtmıştır.

Sabri Ağabey, 1943 Denizli ve 1948 yılında Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile birlikte Afyon Hapishanesinde beraber yatmıştır. Daha sonra ise 1952 yılında Nazilli Cezaevinde, Hasan Atıf ve diğer Nur Talebeleriyle birlikte Üç ay yirmi gün tutuklu kalır.

Nazilli Cezaevine Konya’dan getirilen Sabri Ağabey, ayrı bir koğuştaki mahkumların arasına konur. Bu arada hapishanede bir kavga çıkar. Hitabeti güçlü olan Sabri Ağabey, diz çöker ve yüksek sesle Risale-i Nur’lardan bir konuşma yapar. Daha sonra bu koğuşta ezan okunmaya başlanır. Mahkumlara Kur’an dersi veren Sabri Ağabey onlara Cuma günleride Cuma namazı kıldırır. Zaten daha sonra anlaşılırki,savcı, Sabri Halıcı’yı mahkumları ıslah etsin diye o koğuşa yollamış.

Bir gün Nazilli Hapishanesi’nden mahkemeye götürülürken onları gören ahali, ”Nurcular mahkemeye gidiyor” deyince, birisi ”Yalnız müslüman sizmisiniz” diye bağırır. Sabri Ağabey “Siz de Müslümansınız yavrum! Siz de Müslümansınız yavrucuğum!” diye mukabele eder. Üç ay yirmi gün sonra mahkemeden tahliye olan Sabri Ağabey’in davası yılllarca sürer ve 1957 yılında beratle neticelenir.

Risale-i Nur’un birçok kısmında ismi ve bahsi geçen Sabri Halıcı Ağabey’le ilgili bazı mektublar ise şöyledir:

“‘…Hatta Sabri’yle küçücük münakaşanız, hem Risale-i Nur’a, hem hakaik-ı imaniyenin intişarına ehemmiyetli zarar verdiğini senden saklamam. Aynı vakitte burada hissettim, müteessir ve müteellim oldum!
Sonra senin gibi ehl-i tahkik bir âlimin Risale-i Nur’a oraca ehemmiyetli bir hizmete vesile olacak Sabri oraya gelmesi, ikinizden büyük bir hizmet-i Nuriye beklerken, bilâkis üç cihetle Nur’a zarar geldiğini hissettim ve gördüm. Acaba neden bu zarar olmuş, diye iki-üç gün sonra haber aldım ki, Sabri manasız ve lüzumsuz seninle münakaşa etmişsen de hiddete gelmişsin. ‘Eyvah!’ dedim, ‘Ya Rab! Erzurum’dan imdadıma yetişen bu iki zatın münakaşasını musalâhaya tebdil et’ diye dua ettim. Risale-i Nur’un İhlâs Lem’alarında denildiği gibi, şimdi ehl-i iman, değil Müslüman kardeşleriyle, belki Hıristiyanın dindar ruhânîleriyle ittifak etmek ve medar-ı ihtilâf meseleleri nazara almamak, nizâ etmemek gerektir. Çünkü küfr-ü mutlak hücum ediyor. Senin, hamiyet-i diniye ve tecrübe-i ilmiye ve Nurlara karşı alâkanızdan rica ediyorum ki, Sabri ile geçen macerayı unutmaya çalış ve onu da affet ve helâl et. Çünkü o, kendi kafasıyla konuşmamış; eskiden beri hocalardan işittiği şeyleri, lüzumsuz münakaşa ile söylemiş. Bilirsin ki, büyük bir hasene ve iyilik, çok günahlara keffaret olur.

Evet, o hemşehrimiz Sabri, hakikaten Nura ve Nur vasıtasıyla imana öyle bir hizmet eylemiş ki, bin hatâsını affettirir. Sizin âlicenaplığınızdan, o Nur hizmetleri hatırı için, dost bir hemşehri ve Nur hizmetinde bir arkadaş nazarıyla bakmalısınız.”(Emirdağ Lahikası)

”Otomobil şimdi Konyalı Sabri’nin yanına gönderilmeli, oraya gitsin. O razı olmazsa Medresetü’z-Zehra erkânlarına gitsin. Sabri merak etmesin, her ay Nurlara onun harika hizmeti bir otomobil fiyatından ziyadedir. Onun için gücenmesin.”(Emirdağ Lahikası)

Hayatını, malını, mülkünü herşeyini iman Kur’an yolunda feda eden Sabri Halıcı Ağabeyimiz, 1979 senesinde vefat etmiştir. Kendisine Allah’tan rahmet dileriz.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.