EN ÇOK HADİS RİVAYET EDEN SAHABİ EBU HÜREYRE(RA)

Yemenli olan Ebu Hüreyre, Ezd kabilesinin Devs koluna mensup olup kedi yavruları ile haşır neşir olduğu için kendisine kedi babası anlamına gelen ”Ebu Hüreyre” lakabı ile tanınmıştır. Asıl ismi kaynaklarda farklı şekillerde geçmektedir. İslamiyeti kabul ettiği zaman Rasulullah onun adını Abdullah veya Abdurrahman olarak değiştirmiştir.

Hicretten iki yıl önce Mekke’ye gelip İslamiyeti kabul eden Tufeyl bin Amr ed-Devsi, Yemen’e dönmüş ve burada İslamiyeti yaymaya başlamış Devs kabilesi de İslam’ı kabul etmişti. Ebu Hüreyre’de müslüman olanlar arasında yer almıştı. Tufeyl bin Amr, altmış-yetmiş Devs’li müslümanları Rasulullah ile görüşmek üzere Medine’ye getirir. Aralarında Ebu Hüreyre’nin bulunduğu Devsliler, Rasulullah’ın Hayber’de olduğunu öğrenince oraya gittiler.

Devsliler Hayber’e geldiklerinde savaş bitmiş Hayber teslim alınmıştı, onlar hep birlikte şehadet getirerek Rasulullah’a biat ettiler. Rasulullah Hayber gazilerinin muvafakatını alarak savaşa katılmadıkları halde Devslilere de ganimetten pay dağıttı.

Ebu Hüreyre, bu muhteşem günden sonra Rasulullah’ın yanından hiç ayrılmadı. Rasulullah nerde o da oradaydı. Hayber’den sonra yapılan bütün gazvelere katıldı. Medine’de kendisini tamamen dine verdi. Hiçbir dünyevi arzu peşinde olmadı. Daima Peygamber’den Allah’ın kendisine verdiği ilimden birşeyler öğretmesini istedi. Mescid-i Nebevi’deki Suffe’de yatıp kalktı.

5 bin 374 hadis rivayet ederek ”En çok hadis rivayet eden sahabi” ünvanını kazanan Ebu Hüreyre, çok hadis rivayet etmesinin hikmetini şöyle dile getirir:

”İnsanlar, ”Hadislerin çoğunu Ebu Hüreyre rivayet ediyor” diyorlar. Allah’a yemin ederim ki, Kur’an’da şu iki ayet olmasaydı hiçbir hadis nakletmezdim.

”İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab’ta insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder.” (Bakara Suresi 159 ncu ayeti)

”Ancak tövbe ederek kendisini ıslah eden ve gizlediği hakikatı açıklayanlar başkadır. Ben onların tövbesini kabul ederim. Çünkü Ben, tövbeleri çok kabul edici ve çok merhamet ediciyim.”(Bakara Suresi, 160 ncı ayeti)

Muhacir kardeşlerimiz alış verişte, Ensar kardeşlerimiz de mallarıyla meşgulken şu Ebu Hüreyre karın tokluğuna Rasulullah’a bağlanmış ve onların işitip, duymadıklarını hıfzetmiştir.”

Hz. Peygamber’in duasına mazhar olan, fedakar sahabi Ebu Hüreyre gözleri yaşlı olarak bir gün Rasulullah’ın huzuruna geldi:

”Ya Rasulullah! Annemi İslam’a davet ediyorum, ama bir türlü yanaşmıyor. Ne olur annemin hidayete gelmesi için dua et.”
Rasulullah, ona dua buyurdular. Bir süre sonra eve geri gelen Ebu Hüreyre, kapıyı açık buldu. İçeri girdi, annesi apdest almış şehadet getiriyordu. Hemen koşa koşa Rasulullah’ın yanına gelen Ebu Hüreyre,”Müjdeler olsun, Ya Rasulullah! Cenab-ı Hak, duanı kabul buyurdu. Annem şehadet getirip müslüman oldu.” dedi.

Ebu Hüreyre, Hz. Ebu Bekir(RA) döneminde Bahreyn’de görev yaptı. Hz. Ömer döneminde ise önce Bahreyn’de namaz kıldırıp kaza işlerine bakmakla görevlendirildi. Daha sonra Bahreyn’de iki dönem valilik görevinde bulundu. Hz. Osman(RA)ın vefatından sonra İbn Abbas, İbn Ömer, Ebu Said el-Hudri ve Cabir bin Abdullah ile beraber Medine’de fetva isteyenlere cevaplar verdi. Hayatının son döneminde ise Medine’den ayrılarak, Zülhuleyfe’deki evine çekildi.

Vefatından bir süre önce hastalandı. Yetmiş Sekiz yaşlarında iken vefat etti. Cenazesi Medine’ye getirildi. Medine Valisi Velid bin Utbe cenaze namazını kıldırdı ve Cennetül Baki mezarlığına defnedildi.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir