ENSAR’DAN AMR BİN CEMUH (RA)

Amr bin Cemuh, Cahiliyye döneminde Yesrib’in iki büyük kabilesinden Hazrec’in Seleme kolunun reisidir. Cömertlik ve putlara olan aşırı bağlılığı ile meşhur, uzun boylu, cesur, şair ruhlu bir zattır. Birinci ve ikinci Akabe biatından sonra Medine’de İslam nuruyla nasiplenen çoğalmıştı. İkinci Akabe biatından dönen müslümanlar canla başla, şevkle çalışıp, İslam’ı tebliğ ediyorlardı.

Birinci Akabe biatından sonra Medine’ye gelen genç muallim Mus’ab bin Umeyr(RA)ın şevkle, gayretle yaptığı İslam’ı tebliğ vazifesiyle Amr’ın hanımı Hind oğulları Muaz, Muavvez ve Hallad İslamla aydınlanmıştı. Şimdi sıra babalarındaydı. Oğulları babalarının hayatından o putu nasıl çıkaracaklarını düşünüp duruyorlardı.

Birgün Amr hanımı Hind’e, ”Çocukları sakın bu Mus’ab’la görüştürme” diye tenbih edince, Hanımı, ”Olur ama bu Mus’ab’ın anlattığı şeyleri oğlun Muaz’dan duymak ister misin?”dedi. Onun şaşkınlığı geçmeden hemen oğlu Muaz’ı çağırttı. İslamla şereflenmiş olan Muaz, hemen Fatiha Suresini okumaya başladı. Sureyi dinleyen babası, ”Bu söz ne güzel! Bütün sözleri böyle mi?”

Muaz, ”Hepsi de birbirinden güzel babacığım! Sen de ona biat eder misin?” Bu söz üzerine suküt eden Amr, birden ”evet” diyemedi. Birden kalbini İslam nuruna açamadı.

Muaz bin Amr’ın arkadaşı Muaz bin Cebel, bir gün yanlarına geldi. Berberce bir plan yaptılar. Babasının putu olan Menat’ın hiç bir kimseye fayda ve zarar veremiyeceğini ona göstermeye karar verdiler. Gece yarısı putu alıp Seleme Oğullarının çukuruna attılar. Sabah olunca babaları Amr, putu aramaya başladı. Onu bir çukurda buldu. Tekrar yerine koydu. Oğulları birkaç kez daha putu o çukura attılar. Putu yine pislikler içinde gören Amr bin Cemuh, kendi kendine ”Ey Menat Vallahi sen eğer ilah olsaydın bu çukurda olmazdı. Bu kötülüğe düşmezdin.” diyerek putunu kendi eliyle kırdı. Bir süre sonra da İslamiyeti seçip kendisine hidayet bahşeden Cenab-ı Hakk’a şükretti.

İslam nuruna geç kavuşan Amr bin Cemuh, bunu telafi etmek için, canını, malını fedaya hazırdı. İçinde ki, pişmanlık duygusu ona hayatı çekilmez kılıyordu. Ayaklarında ki, aksaklık dolayısıyla Bedir Gazvesine katılamadı. Çok istemesine rağmen, oğulları fazla topallaması sebebiyle savaşa katılamayacağını söyleyerek Peygamber’den izin aldılar.

Gönlü şehadet arzusu ile dolu olan Amr bin Cemuh’a, oğulları Uhud Gazvesi öncesi yine engel olmaya çalışınca, ”Siz beni Bedir Gazvesinde cenneti kazanmaktan alıkoydunuz, ama bu sefer bana mani olamıyacaksınız.” diyerek, ”Ya Rasulullah! Oğullarım beni seninle Uhud’a göndermek istemiyorlar. Allah’a yemin ederim ki, bu topal ayağımla cennetin yoluna gitmek istiyorum.” onları Peygamber’e şikayet etti. Hz. Peygamber onun Uhud’a katılmasına müsaade etti.

Uhud’a katılmak için üç oğlu, Seleme oğullarından kalabalık bir topluluk ile birlikte ordu içinde yola koyulan Amr bin Cemuh’un dilinde şu dua vardı:

”Allah’ım! Bana şehitlik nasip et. Beni şehitliği kaybetmiş olarak ailemin yanına döndürme.”

Cesur bir karaktere sahip olan Amr, Uhud’da olanca gücüyle savaştı. Savaşın sonlarına doğru müslüman saflarının dağılma gösterdiği anda bile o sebat edip düşmanla savaşa devam etti.
Müşriklerin ok yağmuruna karşı oğlu Hallad ile birlikte bedenlerini Peygamber Efendimiz(ASM)a siper etti. Sonunda oğlu Hallad ile birlikte şehadete kavuştu. Onların şehadete kavuştuğunu gören Rasulullah, ”Amr, oğlu ile beraber işte şimdi cennete ayak bastı.” buyurdular.

Rasulullah, Amr bin Cemuh’un oğullarıyla beraber aynı kabre defnedilmelerini buyurdu. Babasının İslama girmesi için büyük gayret gösteren Muaz bin Amr, şehit olan babasını ve iki kardeşini beraber defnetti.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir