ANNEYE ALTI DA BİR HİSSE

ÜÇÜNCÜ MESELE: Şu iki mesele, Yirmi Beşinci Sözün, i’câz-ı Kur’ân’a karşı medeniyetin aczini gösteren misallerinden bir kısmıdır. Kur’ân’a muhalif olan hukuk-u medeniyetin ne kadar haksız olduğunu ispat eden binler misallerinden iki misal:فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ اْلاُنْثَيَيْنِ “Erkeğe iki kız hissesi vardır.” Nisa Sûresi, 176 ncı ayeti) olan hükm-ü Kur’ânî, mahz-ı adalet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir.

Evet, adalettir. Çünkü, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler, irsiyetteki noksanını telâfi eder.

Hem merhamettir. Çünkü, o zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur’ân’a göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi, ona “benim servetimin yarısını ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebep olacak zararlı bir çocuk” nazarıyla endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekabetsiz, hasetsiz bir merhamet ve himayet görür. Kardeşi, ona “hanedanımızın yarısını bozacak ve malımızın mühim bir kısmını ellerin eline verecek bir rakip” nazarıyla bakmaz; o merhamete ve himayete bir kin, bir iğbirar katmaz.

Şu halde, o fıtraten nazik, nâzenin ve hilkaten zaife ve nahife kız, sureten az birşey kaybeder; fakat, ona bedel, akaribin şefkatinden, merhametinden tükenmez bir servet kazanır. Yoksa, rahmet-i Haktan ziyade ona merhamet edeceğiz diye hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedit bir zulümdür. Belki, zaman-ı cahiliyette gayret-i vahşiyâneye binaen kızlarını sağ olarak defnetmek gibi gaddarâne bir zulmü andıracak şu zamanın hırs-ı vahşiyânesi, merhametsiz bir şenaate yol açmak ihtimali vardır. Bunun gibi, bütün ahkâm-ı Kur’âniye وَمَاۤ اَرْسَلْناَكَ اِلاَّ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” Enbiya Suresi, 107 ncü ayeti) fermanını tasdik ediyorlar.

DÖRDÜNCÜ MESELE: فَـِلاُمِّهِ السُّدُسُ “Ölenin annesi için altıda bir hisse vardır.” Nisa Suresi, 11 nci ayeti) İşte, mimsiz medeniyet, nasıl kız hakkında, hakkından fazla hak verdiğinden böyle bir haksızlığa sebep oluyor. Öyle de, valide hakkında, hakkını kesmekle, daha dehşetli haksızlık ediyor.

Evet, rahmet-i Rabbâniyenin en hürmetli, en halâvetli, en lâtif ve en şirin bir cilvesi olan şefkat-i valide, hakaik-i kâinat içinde en muhterem, en mükerrem bir hakikattir. Ve valide, en kerîm, en rahîm, öyle fedakâr bir dosttur ki, o şefkat saikasıyla, bir valide, bütün dünyasını ve hayatını ve rahatını, veledi için feda eder. Hattâ, valideliğin en basit ve en ednâ derecesinde olan korkak tavuk, o şefkatin küçücük bir lem’asıyla, yavrusunu müdafaa için ite atılır, arslana saldırır.

İşte böyle muhterem ve muazzez bir hakikati taşıyan bir valideyi veledinin malından mahrum etmek, o muhterem hakikate karşı ne kadar dehşetli bir haksızlık, ne derece vahşetli bir hürmetsizlik, ne mertebe cinayetli bir hakaret ve arş-ı rahmeti titreten bir küfran-ı nimet ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyenin gayet parlak ve nâfi bir tiryakına bir zehir katmak olduğunu, insaniyetperverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar. Kur’ân-ı Hakîmin فَـِلاُمِّهِ السُّدُسُ “Ölenin annesi için altıda bir hisse vardır.” Nisa Suresi, 11 nci ayeti) hükmünü, ayn-ı hak ve mahz-ı adalet olduğunu bilirler.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Said Nursî (Mektubat)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, İslamın miras hukuku ile ilgili Nisa Suresinin 176 ncı ayetinin izahını yapıp kız çocuklarına verilecek miras payının erkek kardeşe göre yarım olmasının hem adalet hem de merhamet olduğunu nazarımıza sunuyor.

Yine, Nisa Suresinin 11 nci ayetinde ölen kimsenin mirasından annesine altı da bir hisse verilmesi hakkını bugünkü medeniyetin kabul etmemesini Üstad Hazretleri, tenkit edip anneye büyük ve dehşetli bir haksızlık yapıldığını izah ediyor.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir