EBU EYYÜP EL ENSARİ(RA)
Ebu Eyyüp künyesiyle tanınan Halid bin Zeyd, Medine’de Hazrec kabilesinin Neccaroğulları kolundandır. Babası Zeyd bin Küleyb annesi Hind(Zehra) binti Sa’d bin Kays’tır. Peygamber Efendimiz(ASM)ın hicretinden iki yıl önce hanımı Ümmü Eyyüp lakaplı Fatıma binti Kays’la birlikte müslüman olup, Medine’de İslamiyeti ilk kabul edenler arasında yer almıştır.
İkinci Akabe biatında bulunan Ebu Eyyüp el Ensari, Rasulullah ile birlikte Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Mekke’nin fethi ve Huneyn başta olmak üzere bütün gazvelere katılır.
Rasulullah, Medine’ye hicret edince Medineli müslümanlar,”Ya Rasulullah! İşte evlerimiz, işte mallarımız, canlarımız ailemizde misafir olunuz.” diyerek O’nu evlerinde misafir etmek istedi. Rasulullah, ”Deveyi serbest bırakalım, nereye çökerse, oraya yakın eve misafir olayım.” buyurdu. Kendisini taşıyan deve Ebu Eyyüp’ün evinin yanında çöktü. Rasulullah, Ebu Eyyüp’ün evine yerleşti. Burada yedi ay misafir oldu. Ebu Eyyüp bu misafirlikten dolayı, ”Mihmardar-ı Nebi” lakabıyla yani,”Allah Rasulu’nü evinde misafir edip ağırlayan kimse” diye anılmaya başladı.
Cesur, sabırlı ve takva sahibi, cihadı seven birisi olan Ebu Eyyüp,Hz. Ebu Bekir döneminde ki, savaşlara da katıldı. Hz. Ömer devrinde Suriye, Filistin ve Mısır seferlerinde bulundu. Hz. Osman döneminde Kıbrıs seferine çıkan donanmada gönüllü olarak yer aldı. Sağlığı yerinde olan herkesin Allah yolunda savaşlara katılmasına inanan Ebu Eyyüp el ensari, yaşlılık döneminde de her yıl bir savaşa katılmaya gayret etti.
Ebu Eyyüp el ensari’nin katıldığı son sefer müslümanların ilk İstanbul kuşatması oldu. Yezid bin Muaviye’nin ”Kostantiniye Seferi”ne mücahid olarak katıldı. Kuşatma devam ederken hastalığı neticesinde vefat etti. Cenaze namazını Yezid bin Muaviye kıldırdı. Vasiyeti üzerine cenazesi Kostantiniye kalasının dibine defnedildi.
Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethinden sonra kabri Akşemseddin Hazretleri tarafından keşf edilir. Fatih Sultan Mehmed, Ebu Eyyüp Kazretlerinin kabri üzerine bir türbe, yanına cami ve medreseden meydana gelen bir külliye yaptırır. Bu bölge daha sonra Eyüp Sultan olarak meşhur olur. O günden bugüne kadar asırlardır, Ebu Eyyüp el Ensari, ”İstanbul’un manevi bir sultanı”olarak ziyaret edilmektedir.
”İKİNCİ MİSAL: Mihmandâr-ı Nebevî Ebu Eyyubi’l-Ensârî hanesine teşrif-i Nebevî hengâmında Ebu Eyyub der ki:
Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve Ebu Bekr-i Sıddık’a kâfi gelecek iki kişilik yemek yaptım. Ona ferman etti:
اُدْعُ ثَلاَثِينَ مِنْ اَشْراَفِ اْلاَنْصَارِ Otuz adam geldiler, yediler. Sonra ferman etti: اُدْعُ سِتِّينَ Altmış daha davet ettim. Geldiler, yediler. Sonra ferman etti: اُدْعُ سَبْعِينَ Yetmiş daha davet ettim. Geldiler, yediler. Kaplarda yemek daha kaldı. Bütün gelenler o mu’cize karşısında İslâmiyete girip biat ettiler. O iki kişilik taamdan yüz seksen adam yediler.”(Mektubat)




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!