TİRELİ RASİN TEKELİ
Rasin Tekeli, İzmir’in Tire ilçesinde 1931 yılında dünyaya gelmiştir. İlk ve orta okulu burada okuyan Tekeli, daha sonra terzilik mesleğini seçer ve esnaf olarak hayatına devam eder.
Risale-i Nur’ları 1957 yılında Kemal Hepşen ve Muzaffer Aslan vasıtasıyla tanıyan Rasin Tekeli, o gün gece geç saatlere kadar Risale-i Nurlar ve Üstad Bediüzzaman Hazretleri hakkında aklına gelen sorulara cevaplar alır. Daha sonra ise Muzaffer Ağabey, ona ”Küçük Sözler, İhlas ve Uhuvvet Risalelerini” verir.
Tekeli, Kemal Hepşen ve Muzaffer Aslan Ağabeylerle o akşam yaptığı sohbeti şöyle özetler:
”İnsanların dünya ve ahiret saadetini şu üç şey temin eder:
1-Tahkiki imanı elde eden Allah’a ve Peygambere itaat eder,
2-Namaz sizi her kötülükten korur ve temizler,
3-Hizmetleri ve amelleri sadece Allah rızası için yapmak, başka gaye gütmemek.”
Tire’ye dönen Rasin Tekeli, terzi dükkanında Risale-i Nurları okumaya başlar. Her Cumartesi Tire’ye annesini ziyaret gelen Kemal Ağabey’i de beraberce Risale okumak için dükkanına davet eder. Böylece her hafta sonu terzi dükkanında dersler yapılmaya başlar. Derslere Muzaffer Aslan Ağabey’de zaman zaman katılır. Böylece Tire’de Risale hizmetinin ilk temelleri atılır. Terzi dükkanı ilk dershane olur. Daha sonra evler de dersler yapılır.
Bir gün kensini ziyaret eden bir arkadaşına risaleleri tavsiye eden Tekeli’ye, ”Yahu bu Zat’a selam verenleri bile içeriye alıyorlar, sen korkmuyor musun?” diye ona korku verir. Ertesi gün Tire’ye gelen Muzaffer Ağabey, elinde ki, ”kaziye-i mahkeme” kararları ile ”Diyanet İşlerinin bu konudaki müspet raporlarını” ona verir ve ”Eğer sana bir şey diyen olusa bunları gösterirsin.” diye tenbih edip, onun korkusunu giderir.
1958 yılında Üstad Hazretlerini ziyaret etmek isteyen Rasin Tekeli, Kemal Hepşen ve Saim Köseoğlu ile berber yola çıkar. Torbalı’ya kadar beraber yolculuk yaparlar. Tekeli burdan geri döner, diğerleri Isparta’ya gidip Üstad’ı ziyaret ederler.
Bir sene sonra İzmir’e Mustafa Birlik’in dükkanına giden Rasin Tekeli’ye, ”Üstad’a gideceğiz, gelir misin?” diye sorarlar. O da ”evet” der. Böylece altı kişi İzmir’den yola çıkarlar 29 Ağustos 1959 da Emirdağ’ına gelirler. Çalışkanların dükkanından Üstad’a haber gönderilir. O günler sıkıntılıdır. Üstad devamlı tarassut altındadır. Altı kişilik grubun ”onar adım ara ile eve gelmeleri” istenir.
Kapıda Bayram Ağabey onları karşılar. Üstad’ın odasına girip diz çöküp otururlar. Üstad’ın başucunda Mustafa Sungur Ağabey Üstad’ın sözlerini onlara aktarır, zira Üstad hasta olduğu için sesi çok az çıkmaktadır.
Üstad, ”Safa geldiniz” der herkesin tek tek ismini ve memleketlerini sorar. Daha sonra, ”Bu ziyaretleriniz bana hediye hükmüne geçiyor, bu da beni rahatsız ediyor. Risale-i Nurları okusanız, beni ziyaret etmiş gibi olursunuz.” Onlar da, ”Üstad’ım biz ticaretle uğraşıyoruz. Geçerken Üstad’ımıza bir uğrayalım diye geldik.” derler.
Üstad, Konferans Kitabı’nı getirtir, oradan Reis-i Cumhura ve Başvekile gönderilen mektuptan ikinci vesileyi Sungur Ağabey’e okutur. Üstad birden yattığı yerden doğrulur diz çöker ve
”Küfr-ü mutlakın belden aşağısına felç gelmiştir. Bundan sonra bir şey yapamazlar. Ancak vaziyeti muhafazaya çalışırlar.” deyip, Ticaret Lisesinde okuyan iki talebeye döner onlara hitaben:
”Sizler yarın muallim olacaksınız, eğer talebelerinizin imanını kurtarırsanız, onların alay-ı illiyyine çıkmalarına sebep olursunuz. Bunu yapmazsanız esfel-i safiline düşerler. Birincisinde mükafat, ikincisinde ise mücazat kazanırsınız. Eskiden bu vazifeyi hocalar yapıyordu. Şimdi sizlere kaldı. Bu şuurla çalışın.”
Üstad, Sungur Ağabeye dönerek,”Keçeli bu kardeşlerin isimlerini yaz, onları her sabah duama alıyorum. Size müsaade ediyorum. İnşaAllah İzmir’e gelip iadei ziyarette bulunurum.” der.
Tire’de Risale-i Nur hizmetleri devam ederken Rasin Tekeli ve arkadaşları 10 Mart 1959 da Tire Kaymakamlığına bir dilekçe ile müracaat ederler. Dilekçe de Paşa Camisi ve Gazozhane Camiin’de Büyük İslam İlmihali ve Risale-i Nur’dan Sözler Mecmuasından iman hakikatlerini izah eden dersler yapmak istediklerini ifade ederler. Dilekçe kabul edilir. 19 Mart 1959 da derslere başlarlar. Halka açık olarak yapılan Risale-i Nur derslerini Kemal Hepşen okur. Derslere Ahmed Feyzi Kul Ağabey’de katılıp, halka Risale okur. Onun izah tarzı cemaata çok tesir eder.
27 Mayıs 1960 İhtilalinda bir süre derslere ara verdiklerini dile getiren Rasin Tekeli, gördüğü bir rüya üzerine hemen yeniden derslere başlarlar. 17 Temmuz’da Rasin Tekeli’nin evinde arama yapılır. Kemal Hepşen, Saim Köseoğlu, Dr. Sıtkı Güneş, Hafız Rasih Güvenç, Mehmet Aksoy, Mustafa Beyaz, Zühtü Akyol ve Rasin Tekeli tevkif edilir. Menejit hastalığı geçiren Rasin Tekeli hastaneye götürür, başında bir jandarma nöbet tutar. Üç gün sonra tevkif edilen sekiz kişi tahliye edilir.
25 Nisan 1965 de Rasin Tekeli, yine terzi dükkanında risale dersi yapılırken polisler dükkana girer. Kumaşların arasına saklı olan kitapları bulamazlar. Tavan arasında çıkılan geçitte eskimez yazı rialeleri bulurlar, onları alıp emniyete giderler. İfadeler alınır ve cemaat evlerine gönderilir. Ertesi günü ise Rasin Tekeli ile birlikte Saim Köseoğlu, Abdünnur Keseli, Ahmet Kabakoğlu, Zühtü Akyol, Mustafa Öner, Nihat Kurtça tevkif edilip, Tire Cezaevine gönderilir. İki hafta Tire Cezaevinde kalırlar, daha sonra Ödemiş Cezaevine sevk edilirler.
Ödemiş Cezaevini 5 nci koğuşuna verilen Rasin Tekeli ve yedi arkadaşı namazlarını kılıp risale derslerine başlarlar. Diğer mahkumlar da onlara katılmaya başlar. Cezaevi kütüphanesinde bulunan ”Gençlik Rehber” ve ”Meyve Risalesi” ile derslere balşlarlar. Bir süre sonra namaz kılmayan sadece üç mahkum kalır. Bu durumu gören Başgardiyan, ”Keşke bir grup Nurcu daha gelse de diğer koğuşlara versem.”der.
Tekeli ve arkadaşlarının 26 Nisan’da başlayan cezaevi yolcuğu 10 Haziran’da sona erer. Mahkeme tahliye kararı verir, duruşma ise ileri bir tarihe ertelenir. Mahkeme daha sonra af kapsamına girer. 12 Eylül 1980 de ihtilal günlerinde Tire’de yine dersler devam eder. 6 Mart 1982 de Tören Kurt’un evinde ders yapılırken polis baskın verir. Derste bulunan 60 kişi karakola götürülür, evler aranır, sorgular sabaha kadar sürer. 60 kişiden 57 kişi tevkif edilip, İzmir Gaziemir’deki Ulaştırma Askeri Birliğine gönderilir. 18 Mart’ta Tire Savcısı ifadelerini alır, o gün kırk kişi tahliye edilir. On yedi kişi tutuklanır. 22 Mart’ta Sorgu Hakimliğine çıkarılan 17 kişiden üç kişi daha tahliye edilir. 14 kişi tutuklanıp Ödemiş Kapalı Cezaevine gönderilir. 18 Haziran 1982 de yapılan mahkeme sonrası hepsi tahliye olur. Böylece 3,5 ay süren hapis hayatı sona erer.(Derleme, Ö.Özcan Ağabeyler Anlatıyor)




Cevapla
Want to join the discussion?Feel free to contribute!